Modern korunma yöntemleri, istenmeyen gebelikleri güvenli ve etkili biçimde önlemek amacıyla günümüz jinekoloji pratiğinde geniş şekilde kullanılmaktadır. Kadınlara yönelik yeni nesil korunma yöntemleri arasında hormonsuz spiral, deri altı implant ve hormonlu spiral öne çıkan başlıca seçenekler olarak sıralanabilir.
Tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde bu yöntemler, geçmişe kıyasla çok daha yüksek güvenilirlik düzeyine ulaşmıştır. Eski nesil korunma yöntemleriyle karşılaştırıldığında; yeni nesil seçenekler hem kullanım konforu hem de etkinlik oranları açısından belirgin bir üstünlük sunmaktadır.
Kadınların son dönemde en çok merak ettiği bu yöntemleri, bu yazıda sizler için ayrıntılı biçimde ele alıyorum.
Hormonsuz spiral, cerrahi nitelikli bir gövdeye bağlı 4 veya 6 bakır tüpten oluşan bir rahim içi araçtır. İpliğin üst ucundaki küçük bir düğüm sayesinde spiral rahim boşluğu içindeki konumunu korur ve yer değiştirme riski büyük ölçüde azalır.
Hormonsuz spiral, klasik spirallere kıyasla yaklaşık 3 kat daha küçük bir yapıya sahiptir. Bu boyut avantajı sayesinde vücut tarafından çok daha iyi tolere edilir ve adet kanamasında belirgin bir artışa yol açmaz. Küçük ve esnek yapısı, rahim boşluğuna daha uyumlu biçimde yerleşmesini sağlar. Hormon içermediği için sistemik hormonal yan etki riski taşımaz; ancak yerleştirme işleminin mutlaka deneyimli bir hekim tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Hormonsuz spiral, beş yıl boyunca gebeliği önlemede %99’un üzerinde etkinlik sağlamaktadır. Bakır tüplerden salınan bakır iyonları, sperm hareketliliğini baskılayarak ve yumurtanın döllenmesini engelleyerek gebelik oluşumunu önler.
Spiral, tarihsel olarak her zaman en güvenilir doğum kontrol yöntemlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte, eski nesil spirallerin bir kısmı; ağrı, rahatsızlık hissi, ağır kanama, sürekli akıntı ve yerinden kayma gibi sorunlara neden olabilmekteydi. Spiralin boyu büyüdükçe bu yan etkilerin görülme sıklığı da artmaktaydı. Rahim büyüklüğü ve anatomik yapısı her kadında farklılık gösterdiğinden, esnekliği sınırlı olan geleneksel spiraller her hastaya aynı uyumu sağlayamıyordu. Bu uyumsuzluk nedeniyle bazı kadınlarda spiral, rahim boşluğundan rahim ağzına doğru kayabilmekteydi. Yeni nesil hormonsuz spirallerin küçültülmüş ve esnetilmiş tasarımı, bu sorunların büyük ölçüde önüne geçmiştir.

Deri altı implant, yaklaşık 4 cm uzunluğunda, esnek yapılı ince bir plastik çubuktur. İçerdiği progesteron hormonunu zaman içinde yavaş ve düzenli biçimde vücuda salgılar. Bu hormon; yumurtalık fonksiyonunu baskılayarak ovulasyonu engeller ve aynı zamanda rahim ağzındaki servikal mukusu yoğunlaştırarak spermin rahme ulaşmasını zorlaştırır.
İmplant, bu konuda eğitim almış bir hekim veya hemşire tarafından, genellikle kolun iç üst kısmındaki deri altına yerleştirilir. İşlem sırasında ağrı hissedilmemesi için bölgeye önceden lokal anestezik uygulanır. Yerleştirme sonrasında implantı parmaklarınızla deri altında hafifçe hissedebilirsiniz; bu tamamen normaldir.
İmplantın çıkarılması sırasında da bölgeye lokal anestezik uygulanır; ardından implantın alınabilmesi için ciltte küçük bir kesi açılır. İmplantın koruyucu etkisi yerleştirildikten yaklaşık 7 gün sonra başlar ve 3 yıl boyunca devam eder. Bu sürenin sonunda implantın çıkarılması gerekmektedir.
Gebelikten koruyucu implantın ciddi bir yan etkisi ya da riski bulunmamakla birlikte, bazı hastalarda aşağıdaki yan etkiler gözlemlenebilmektedir:
T şeklinde bir yapıya sahip olan hormonlu spiral, levonorgestrel adlı bir progesteron hormonu içeren yeni nesil bir rahim içi araçtır. Hormonlu spiral, 5 yıl boyunca rahim içine düzenli olarak levonorgestrel salınımı gerçekleştirmektedir.
Spiral vücuda yerleştirildikten yaklaşık 15 dakika sonra hormon kan dolaşımına katılmaya başlamaktadır. Doğum kontrol yöntemi olarak spirali tercih eden, ancak aynı zamanda yoğun adet kanamaları yaşayan kadınlar için hormonlu spiral özellikle uygun bir seçenek olabilmektedir.
Hormonlu spiral aşağıdaki durumların varlığında kullanılmamalıdır: